17 Eylül 2015 Perşembe

Buz Kapanı/Alexandra Bracken-YORUM

Merhaba! Nasılsınız? 
Umarım iyisinizdir.Buz Kapanının yorumunu yazmak için bilgisayar başına oturdum ve İstanbulda k Sahaf Festivali olacağını öğrendim.Şuan yerimde duramıyorum.O kadar hyecanlıyım ki.Ama bir sorun var ben İstanbulda oturmuyorum.Ağlıcam :'( Moralimi iyice bozmadan hemen yoruma geçeyim.
*İlk kitap olan Karanlık Zihinleri okumayanlar için spoiler içerir*
Turuncu… lider… Roo… Herkes farklı bir şekilde sesleniyor bana. Oysa bir tek ben gerçekte ne olduğumu Biliyorum: bir canavar. Ve şimdi beni bekleyen zorlu bir görev var: Virüsün kaynağını açık eden çok gizli Bir bilgiye ulaşmak… Ve bu… bir zamanlar bana nefesim kadar yakın olan birinin ellerinde… Şimdi bir tercih yapmak zorundayım. Ya kalbimi özgür bırakacak ya da Karanlık zihinleri aydınlığa Kavuşturacağım… “Bu kitap, distopya okuyucuları için bir baş ucu kitabı olacaktır.” —School Library Journal

Öncelikle kapaktan ve adından bahsedeyim.Orjinal adı Never Fade ama Parodi Yayınları bu ismi tam olarak Türkçeye çeviremedikleri için Buz Kapanı olarak değiştirmişler.Açıkçası bende ismin tam karşılığını bulamadım ama Parodi Yayınları İnstagram hesaplarında Buz Kapanı'nın kitap için çok uygun bir isim olduğunu açıklamışlardı.Ben kitapla hiç bağdaştıramadım.
Kapağında sanırım Kutup yıldızı var.Bunun da anlamını çözemedim.Olaylarda hep bir kuzey ifadesi vardı.Ondan mı acaba?

"Bana beynim burnumdan akıyormuş gibi dehşetle baktı."

İlk kitap Ruby'nin Liam'ın beyninden kendini silmesi ile bitmişti.Ve gözyaşları ile kitabı kapamıştık.Buz Kapanı tam kaldığımız yerden Ruby'nin birliğe alışma süreci ile başlıyor.Kitaba yeni karakterler yeni mekanlar ve yeni olaylar ekleniyor.Ben kitabın başlarını okurken çok zorlandım.Çünkü ilk kitabı unutmuştum ve çok ara vererek okudum.Bir gün 20 sayfa okurken ertesi gün hiç okumadım ondan sonraki gün 100 sayfa okudum falan yani kitabın başlarını kendi ellerimle bölük pörçük ettim.E haliyle o kimdi en son ne olmuştu kim iyi kim kötü derken kafam iyice karıştı ve yaklaşık 200 sayfa boşa gitti.Zaten Chubs ve Liam olmadan kitap bana hep eksik geliyordu.

"Sen ve ben hiç tanışmamışız,öyle dedi.Ama tanışmış olmak zorundayız,zorundayız çünkü yüzünü tanıyorum.Sesini tanıyorum.Bu nasıl olabilir?"

Ne zamanki bu karakterler kitaba dahil oldu o zaman kitap güzelleşti.O andan itibaren 100-150 sayfa tek oturuşta okur hale geldim.Kitap başından sonuna kadar aksiyon ve heyecan içeriyor.Yalnız Alexandra Bracken'ın yazım tarzıyla ilgili bir şey beni rahatsız ediyor.Sorun bende mi bilmiyorum ama bazen kitabı okurken birden olaylardan kopabiliyorum.Kitabın sonuna kadar Jude'un kız mı erkek mi olduğunu anlayamadım.Hislerim erkek yönünde ama emin olamıyorum.Ya da bir şey işte ne olduğunu çözemedim ama okurken bazen geriye dönüp tekrar okuma htiyacı hissediyorum.

Neyse yeni karakterlerden bahsetmek istiyorum.Cole,Vida ve Jude.
Cole,Liam'ın abisi ilk kitapta da bahsi geçmişti.Çok sevdiğim bir karakter oldu.Bebeğim deyişi...
Vida başlarda gıcık bir tip gibi gelse de sonradan o hırçınlığı hoşunuza gitmeye başlıyor.
Jude yine tatlı bir karakterdi ama 15 yaşında olmasına rağmen niye 5 yaşındaymış gibi davrandığını anlamadım.
Vida ve Jude'u sevdim ama benim için olmasalar da olurlar bana Liam ve Chubs yeter *-*

Okurken bi ara tek istediğim Ruby'nin birliği bırakıp Liam ve Chubs'la yola devam etmesiydi.Anladım ki ilk kitabı özlemişim.

"Sana bakıyorum ve seviyorum seni."

Tek hayalkırıklığım  Liam&Ruby sahnelerinin az olması.Yazarın 3.kitapta bunu fazlasıyla bize vereceğini düşünüyorum :)

Sonu ilk kitap kadar olmasa da heyecanlı bitiyor.Hani bir serinin herhangi bir kitabını okurken serinin nasıl biteceğini tahmin edebilirsiniz ya.İşte bu seride olmuyor.Bu seri nasıl biter hiç bir fikrim yok.

Parodi Yayınlarının 3.kitap olan In The Afterlight'ı çabuk çevirmelerini umarak yazıma veda ediyorum.Bir sonraki yazımda görüşmek üzere :)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder