11 Temmuz 2015 Cumartesi

Buzkentin En Soğuk Kızı/Holly Black-YORUM




Buzkent tüyler ürperticiydi. Tana bunu herkesten iyi biliyordu. Görkemli bir kafes,
tehlikeli bir hapishaneydi. Lanetliler ve onlarla eğlenmek isteyenler için kusursuz bir mezarlıktı.

Tana'nın dünyasında Buzkent denen, duvarlarla çevrili şehirler vardı. Karantinaya alınmış canavarlarla insanların yaşadığı Buzkentler, av ve avcının bir arada olduğu kanlı bir hapishaneydi. Ve Buzkent'in kapısından bir kez içeri girince, bir daha çıkamazdınız...

Tana son derece sıradan bir partinin sabahında uyandığında, kendini cesetlerin arasında bulacaktı. Korkunç katliamdan onun dışında iki kişi daha sağ kurtulmuştu. Tana'nın sevimli eski erkek arkadaşı ve korkunç bir sır saklayan, gizemli bir genç adam. Tana; üçünün de hayatını kurtarmak için bildiği tek yolu izleyecek, doğruca Buzkent'in dehşet verici kalbine gidecekti.


Vampirlere duyduğum sevgi kitabı çıktığı hafta almama neden oldu.En sevdiğim fantastik yaratıklar vampirlerdir.Konusu vampir olunca hiç düşünmeden paramı verdim.Kitaba başlarken aklımda bambaşka şeyler vardı.Güzel başladı.Puan olarak 5/5 olarak düşünüyordum ancak ortalara doğru puanım 4/5' e düştü.Bunun nedeni kitabın istediğim gibi gitmemesiydi.Ve beklentim hayli yüksekti.Yeni yazılan çağdaş vampir romanlarının aksine kitaptaki vampirler eski kafalı,kandan başka bir şey düşünmeyen,güneşte yanan varlıklar.Maalesef ben çağdaş vampirleri daha çok seviyorum sanırım benim için en büyük eksilik bu oldu.Ve sonlara doğru puanımı 3/5 olarak kararlaştırdım.Sonu öyle açık uçlu bitti ki  bende seri hissi uyandırdı.Ancak seri değilmiş.Bana göre saçma bir şekilde bitti.Farklı bitebilirdi.
"Sen şafaktan bile tehlikelisin"
Pek akıcı olduğunu söyleyemeyeceğim.Bazı bölümlerde sıkılırken bazı bölümleri heyecanla okudum.Genel olarak 3 anlatıcı vardı.Ana karakter Tana'nın hem şimdiki zamanı anlatılırken arada geçmişini de anlatılıyordu.Bölüm bölüm Gavriel'in geçmişini ve Pearl'ü de okuyoruz.
Bir diğer beğenmediğim konu da karakterler oldu.Hiçbir karaktere alışamadım.Buna Gavriel de dahil.
Tana her hareketiyle bela arıyormuş gibi geldi.Aidan ise sinirlerimi bozdu.Gece nefretlikti.Kış idare ederdi.

Okuduğum yorumlara göre Gavriel herkes tarafından beğenilmiş.Bense çok fazla sahnesinin olmamasından dolayı sanırım sevemedim.Sondaki olay fazlasıyla şaşırttı.
Ben bu kitapta;
canayakın vampirler aradım
Vampirlerin hepsi korkutucuydu.Belki aralarında samimi ve arkadaş canlısı bir vampir olsaydı hoş olmaz mıydı?
romantizm aradım
Eksik kalan romantizm'di.O kadar çok olay oldu ki aşka yer kalmadı.
Ve karakterlerin adları zorlama gibi geldi.Tana,Gavriel,Pearl,Lucien...Zorlama değilde adları beğenemedim.
Tüm yorum boyunca beğenmediğim yönlerini anlatmış olabilirim.Ancak kitap kötü değildir.Benim beklentim yüksek ve tamamen farklıydı.Bu yüzden hayalkırıklığına uğramış olabilirim.


2 Temmuz 2015 Perşembe

Küller-Ilsa J. Bick-YORUM





Bir elektromanyetik darbe dalgası çakar gökyüzünde; tüm elektronik aygıtlar parçalanır, bilgisayarla çalışan tüm aletler yok olur ve milyarlarca insan o an, oracıkta ölür.

Hayatta kalan bir avuç insandan biri olan Alex, ölmüş ana babasına ve geçmişte kalan yaşamına veda eder. Çıktığı zorlu yolculukta, Afganistan'dan yeni dönmüş genç bir asker olan Tom ve büyükbabasını elektromanyetik darbede kaybetmiş olan sekiz yaşındaki Ellie ile karşılaşır.

Bu küçük grup ve hayatta kalan diğerleri için şimdi tüm mesele, yiyecek ve barına bulmak, kime güveneceklerini iyi bilmek, darbe sayesinde kazandıkları güçleri iyi kullanmak ve bir de kimin insan, kimin artık "değişmiş" ve bir zombiye dönüşmüş olduğunun ayırdına varmaktır.

Hepinize merhaba ^.^ Nasılsınız? Ben çok iyiyim çünkü az önce harika bir kitabı bitirdim.Hem distopik hem bilim-kurgu hem korku hem gerilim dolu bir kitap sizi bekliyor...
Dünyayı elektromanyetik darbe dalgası vurur ve deyim yerindeyse dünyanın sonu gelir.Hiçbir elektronik alet çalışmaz.Ne telefonlar ne de bilgisayarlar..Üstüne üstlük milyarlarca insan ölür.Gençler zombimsi varlıklara dönüşür.Değişmeyen gençler "bağışlanmış" olarak adlandırılır.Bir de özel güç kazanan "seçilmişler" var.Okurken karışık bir kurgusu olduğunu düşünebilirsiniz.Öyle zaten.Ama emin olun okurken her şey yerli yerine oturuyor.
Alex ailesini kaybettikten sonra bir de beyninde ki tümörle uğraşmak zorunda kalır.Hem tat hemde koku duyusunu kaybeden Alex herşeyden vazgeçip ormanda tek başına bir geziye çıkar ve bu gezide Ellie ve onun büyükbabasıyla karşılaşır.Bu sırada elektromanyetik dalga gerçekleşir.Bayılır uyandığında büyükbaba ölmüştür.Ellie ile birlikte ne olduğuna dair cevaplar bulmak için yola çıkar.Ve Tom ile karşılaşır.Bu 3'lü birlikte yola devam ederler.Alex cevapsız sorular arasında kalır çünkü hem kaybettiği duyuları geri gelmiştir hemde insanların hislerinin kokusunu almaya başlar.

Ehh be amma uzun yazdım konusunu.Hem herşeyden bahsetmek hemde spoiler vermemek adına çabaladım.Ama inanki konusu yukarıdakinden ibaret değil.Neler neler oluyor tüm kitap boyunca.
Gelecekte yaşamamız en olası kurgulardan biriydi.Bildirgede de aynısını düşünmüştüm.İlk sayfadan son sayfaya sizi gerilimin,korkunun ve aksiyonun içine çekiyor.Aksiyon bitmiyor.İlk sayfalarda kafam karıştı ama sonra her şey yerli yerine oturdu.

Değişen gençler var.Zombiye dönüşüyorlar ama akılları yerinde.Ben zaten zombi severim o yüzden benim için artı puan oldu.İnsan yiyorlar ve onları anlatırken yazarımız hiç çekinmemiş.Ayrıntılı zombi bölümleri...Okurken iğrendim :/ 

Her bölüm sonunda şaşırtıyor bizi yazar.
Kahraman bakış açısıyla yazılmadığı ve puntolarının küçük olması beni rahatsız etti.Yazı tarzına alıştım ama küçük puntolardan nefret ediyorum.

Alex çok zeki bir kız.Yani ufacık bir bakışmadan türlü türlü fikirler çıkartıyor.Ve çoğu zaman doğru tahmin ediyor.Yazarın süslü bir yazım tarzı yok.Bilimsel ögelere de yer vermiş.Bu yüzden yoğun bir anlatımı var.Çoğu yeri tekrar okudum sırf konuyu kavrayabilmek için.Benden tavsiye kafanız rahatken okumanız.

                                        5/5 veriyorum.İkinci kitabı Gölgeler bende var.En kısa zamanda onu da okuyacağım.Yanlış bilmiyorsam 3.kitap bu Temmuz ayında çıkıyormuş.


1 Temmuz 2015 Çarşamba

Gündüzsefası/Sarah Jio-YORUM




Acı ne kadar derinde olsa da zamanla tüm çiçekler güneşe döner yüzünü… 

Kalbin anahtarıdır gündüzsefası. Ruhlarında en derin izleri taşıyanları bile çiçekleriyle sarmalar, filizleriyle umut taşır. İşte böyle gündüzsefasının süslediği bir yüzen evde yaşayan Penny Wentworth, 1950'li yıllarda ünlü bir ressamla evlidir. Her şeye sahip olan Penny'nin tek eksiği ise küçük evlerini taçlandıracak bir bebektir. Ancak gün geçtikçe tek eksiğinin bu olmadığını anlayacaktır çünkü sevgiyi yürekten hissetmek gerekiyordur. Onun hissettiği tek şey ise içini kemiren acıdır…

Ada Santorini New York'ta yaşadığı trajediden sonra ağır depresyondadır. Kendini toparlamak için Seattle'a Tekneler Caddesi'ne gelir. Burada kiraladığı bir yüzen evde eski bir sandık bulur. Sandıkta Penny Wentworth adında bir kadına ait eski eşyalar vardır. Gariptir ki Tekneler Caddesi'ndeki hiç kimse bu kadınla ilgili konuşmak istememektedir. Merakına yenik düşen Ada, Penny'nin gizemli geçmişine adım atarken kendi geleceğini de örmeye başlayacaktır. 

Okuyucuları kalemiyle büyüleyen Sarah Jio'dan bir başyapıt daha. Gündüzsefası'nı okurken, ne kadar imkânsız görünse de her şeyin bir umuda açılacağını göreceksiniz


 Penny ve Ada farklı zamanlarda aynı acıları yaşamış 2 kadın.Her Sarah Jıo kitabı gibi sıcacık,insanı hem hüzünlendiren hem de sevindiren bir hikayeye sahip.

Konu itibariyle Böğürtlen Kışına benzettim.Ortada çözülemeyen bir sır ve bunu çözmeye çalışan bir kadın... Yinede bu beni sıkmadı.Çünkü akıcıydı ve harika bir uslüba sahipti.

Penny'nin hikayesini daha çok beğendim.Onun bölümlerini daha zevkle okudum.Srah Jio okuyanlar bilir tüm kitap boyunca olay anlatılır durur ve sonunda BOOM! Bomba patlar sırlar açığa çıkar,karakterler arasındaki ilişki açıklanır ve çoğu zaman bu bizi şaşırtır.Gündüzsefasıda da bomba patladı ama ben hiç etkilenmedim.Sonu çok aceleye gelmiş gibiydi.

Bir Yağmur Sonrası bir Böğürtlen Kışı olmasa da yine de güzeldi.Tavsiye ederim
Ayrıca kapağına bayıldım.