29 Haziran 2015 Pazartesi

Sonsuza Dek(Seçim#3)-YORUM


Hepinize merhaba ^.^ Nasıl gidiyor? Bugün teog açıklanmış! Umarım puanınız istediğiniz gibi gelmiştir.Gelmemişe bile üzülmeyin nakillerle istediğiniz okula girebilirsiniz.Haziran ayı içerisinde Sonsuza Dek'i okudum.

Seçim, America'nın hayatını tamamıyla değiştirmişti.

Illéa'nın prensesi olmak için yarışmaya katıldığından beri, ilk aşkı Aspen'e hissettikleri ve Prens Maxon'a karşı gün geçtikçe artan ilgisi arasında kalmıştı.

Şimdi America için gerçekten de karar verme zamanı.
Savunduğu doğrular için mücadele zamanı.
İstediği gelecek için savaşma zamanı.
Sonsuza dek seveceği erkeği seçme zamanı.



Sonsuza Dek seride ki en iyi kitaptı bence.Elime aldığım andan itibaren bırakmak istemedim.Akıcıydı ve diğer kitaplardan daha iyiydi.

Asiler olayına daha fazla değinilmiş.Yeni bilgiler öğrenmek güzeldi.Seri hakkında en büyük sıkıntım Americaydı.Bir Aspen bir Maxon demesi ben çıldırtıyordu.Neyse ki son kitapta kendini toparlamış ve ne istediğini bilen bir karakter olarak karşımıza çıktı.

 Seriye veda ettiğim için üzülsem de bazı şeylerden sıkılmıştım.Örneğin;America ile Maxon'ın arasının bir iyi bir kötü olması...

Sonuna gelirsek bu seri böyle bir sonu hak ediyordu.Yani ben serinin sonunu ilk kitaptan beri tahmin ediyordum.Son kitabın adını ve kapağını gördükten sonra emin oldum ve yanılmadım tabiki..

Sonu yeterli bitmedi.Devamında ne oldu? Neler değişti?  sorular kafamda dolanıyor.Bu soruların cevabını The Heir de bulacağımızı umuyorum.The Heir Kasımda Türkiye de yayınlanacak diye biliyorum.Merak ediyorum *-*



Seçim serisi konu itibariyle basit bir seriydi.Bu seriyi rakiplerinden ayıracak en önemli özelliği distopik unsurlara yer vermesi olabilirdi ancak distopik özelliği üzerinde fazla durulmamış
Kiera Cass'in üslubu sayesinde basit olduğu pek göze batmıyor.

Tavsiye edebileceğim bir seri oldu.Güzel zaman geçirten incecik kitaplar arıyorsanız seçim serisini öneriyorum.

24 Haziran 2015 Çarşamba

Karanlık Zihinler/Alexandra Bracken-YORUM

 
Hepinize  merhaba ^.^ Nasıl gidiyor tatiliniz? Benim ilk haftam sırf Marvel filmleriyle geçti.Hazır Yenilmezler 2 vizyondayken.Bende hepsini izledim ve bu haftasonu filme gidiyorum.Çok heyecanlıyımm *-* 
Tabi bu arada Karanlık Zihinleri okudum.


Adım Ruby.
Hepinizden farklıyım.
Aklınızın derinliklerinde gezinebilir, 
anılarınızı hiç yaşamamışsınız gibi silebilirim.
Henüz on yaşındayken Thurmond'daki bu rehabilitasyon kampına gönderildim. Hem de kendi ailem tarafından...
Burada her adımımız izleniyor, nefes alış verişlerimiz bile.
Yalnız değilim.
Maviler... Yeşiller... Turuncular...
Sarılar ve Kırmızılar...
Karanlık Zihinler...
Ve yaşamak için saklanmak zorunda kalanlar
Ve kaçanlar... 



Evet görüldüğü gibi arka kapaktan pek  bir şey anlaşılmıyor.Konu şu;
Amerika'yı IAAN adı verilen salgın hastalık görülüyor.(Evet sadece Amerika?) Ve bu hastalık çocukları öldürüyor.Geride kalanlarsa özel güçlere kavuşuyor.Devlet bu özel güçlü çocuklardan korkup onları zorla hapishane tarzında ki kamplara kapatıyor.Ruby bu özel güçlü çocuklardan biri.Bir sabah kendini Thurmond kampında buluyor.Ve yıllarını burada geçiriyor.Özel güçlü çocukların her birinin farklı bir gücü var.Bu yüzden sınıflandırılıyorlar.Ruby bir yeşil.Yani herkes öyle zannediyor.

Ahh bu kitap..Beni uykusuz bıraktı.Bu kitap yüzünden çökük gözlerle dolaştım ben! Ama değdi mi? Tabiki

Yakın zamanda D&R 10 Tl'lik kampanyasından almıştım.İyiki almışım diyorum.O kadar harika ki.Okumayı şu an bırakıp D&R'a koşabilirsiniz.Yani nerden başlasam.Özgün bir kurgu.Yani tabiki özel güçler pekte özgün değil.Ama bu özel güçlü çocuklar,katı kuralların bulunduğu bir distopya da olunca kurgu biraz değişiyor.
Konu özgün dedik.Gelelim akıcılığa..

Akıcı mı? 600 sayfayı 2 günde bitirmemden,akşam 5 ten sabah 5 aralıksız okumamdan anlaşılacağı üzere akıcı.Sayfalar su gibi akıp gitti ve her eksilen sayfada üzüldüm.Bazı kitaplar vardır.Bitmesini istemeyiz.İşte Karanlık Zihinler benim için öyle bir kitap oldu.600 sayfa yetmedi bana.Bu yüzden ki serinin diğer kitapları için çıldırıyorum.

Şimdi de şu güçlerden biraz bahsedelim.

 Ölmeyen çocuklar özel güçlere sahip oluyor.Bunlar;

Turuncu:Akıl kontrolü
Yeşil:Süper zeka,fotografik hafıza
Sarı:Elektrik kontrolü
Mavi:Cisim kontrolü
Kırmızı:Ateş Kontrolü

Ben turuncu olmak isterdim.Akıl kontrolü çok havalı değil mi?

Ve işte ana kahramanlarımız;Ruby,Liam,Chubs ve Zu...
Bu karakterlerin hepsini çok sevdim.Okurken çokta eğlendim.Liamla Chubs'ın atışmalarını okumak çok keyifliydi.

Ruby,diğer kız karakterlere benzemez.İlk sayfalarda,utangaç,sessiz bir rol çizsede sonradan güçlü bir kız olmaya başladı.Ve ben bunun çok hızlı olduğunu hissettim.Daha yavaş yavaş ve hissettirerek olabilirdi sanki.Ayrıca aklı başında bir kız.Öyle ergen gibi de davranmıyor.Daha ne isteyelim? Okurken kafamda herhangi bir görüntü canlandıramadım.Ama kitabın film hakları alındı ve 2016'da film olarakta izleyebileceğiz.Filminde Ruby canlandıracak oyuncu Kylie Prescott olacakmış




Liamsa (gözlerinden kalp fışıran emoji) anca hayallerimizde olabilecek biri.Yani bir insan aynı anda hem zeki,hem esprili,hem anlayışlı hem cesur,hem yakışıklı hem aşık olabilir mi? Liam Stewart'sa olur.Okurken hep kafamda bu çocuk canlandı.

Chubs zeki ve bir kitapkurdu *-* Yalnız internetteki fotoğraflarda Chubs hep siyahi? Ben hiç siyahi olarak bahsedildiğini hatırlamıyorum.Yoksa bahsedildi mi? Kesin ben kaçırdım.Ama ben onu gözlüklü,biraz da kilolu biri olarak canlandırmıştım.Ki kilolu değil

Zu grubun en küçüğü.Sevimli böyle alıp sıkmak istediğiniz bir çocuk.İlerde Zu dan büyük şeyler bekliyorum.

Okumadan önce kapağını hiç beğenmemiştim.Ama okuduktan sonra beğendim çünkü anlamlı bir kapak olmuş.

Ve son sayfalar.Okuyan bilir.Sabahın 5'inde o sayfaları okursam tabi gözüme uyku girmez -_-  Son sayfalarda şaşıracaksınız.Sonrada 2.kitap için yalvaracaksınız.Böyle de bitmez ki..

5 üzerinden 5 veriyorum ama 2 şeyi beğenmedim.1.si yukarıda da belirttiğim gibi Ruby'nin değişimi hızlı oldu gibi geldi bana.2.si bazı yerleri anlamakta güçlük çektim.Yani bazı paragraflar üstü kapalı anlatılmış gibi geldi bana.Anlamak için üst üste okuduğum yerler oldu.

Distopya severler mutlaka okusun.Bu kadar uzun anlattığım tek kitaptır kendisi.Bana kalsa sağlam spoilerlara girerdim ama.Sonra küfür yemek istemiyorum.Okuyun ve 2.kitap için birlikte yalvaralım.Neyse ki Never Fade bu ay sonuna kadar çıkacak.İlk çıktığında okuyanlar nasıl beklediniz 6 ay 0.0 
Bırakın 2.kitabı ben 3.kitap ve novellalar içinde çok heyecanlıyım.Umarım Parodi novellalarıda çevirir.



22 Haziran 2015 Pazartesi

1.KMBT || Ölmek İçin 13 Sebep Yorum-Ön Okuma




Hannah Baker ölmeden önce birkaç kaset doldurmuştu. İntiharının nedeni olarak gördüğü kişilerin adları bu kasetlerde gizliydi.
Clay Jensen, Hannah’nın doldurduğu kasetlerle ilgili hiçbir şeye karışmak istemiyordu. Hannah ölmüştü. Sırları da onunla birlikte gömülmeliydi.
Ancak Hannah’nın sesi, Clay’e kasetlerde onun da adının geçtiğini söyledi. Clay gece boyunca kasetleri dinledi.
… Öğrendiği şey, hayatını sonsuza dek değiştirecekti.
Clay Jensen’ın
ilk aşkının son sözleri.


Tatilin ilk ayından hepinize merhaba ^.^ Umarım tatiliniz harika geçiyordur.Ben tatile bu muhteşem kitapla başladım.Karşınızda Kitap Melezleri ile Blog Turu'nun ilk kitabı

Öncelikle konudan biraz bahsetmek isterim.Hannah Baker intihar etmeden önce intihar sebeplerinden oluşan kasetler dolduruyor ve bunları kendisini intihara sürükleyen kişilere gönderiyor.Tam 7 kaset sırayla insanların eline geçiyor.Hepsi bu gerçeklerle -acı gerçeklerle- yüzleşiyor.Clay Jensen bir gün kapısının önünde kimden geldiği belli olmayan bir kutu buluyor ve içinden kasetler çıkıyor.Kasetlerde Hannah'ın sesini duymasıyla hepsini dinlemeye başlıyor.Bitirdiğindeyse  tüm hayatı değişecek..

Her şeyin üst üste geldiği anlar olur.İsyan ettiğimiz,dayanamadığımız anlar.İşte Hannah'ın hayatını böyle bir dönemdeyken okuyoruz

Bu kitabı okumak günlük okumak gibi ya da bir sırra kulak misafiri olmak..
Hannah...İntihar etmiş bir genç kız.Peki ama neden?İşte bu kitabı okurken Hannah'ı intihara sürükleyen nedenleri bir bir öğreniyoruz.

Bir öpücükle başlayan bir dedikodu, her şeyin başlangıcı.

Bazen düşünmeden yaptığımız,bizim için önemsiz şeyler başkalarını nasıl etkiler hiç düşündünüz mü?
Bu kitap bunları sorguluyor.Ben sorguladım.Yaptığım ve yapmadığım şeyleri düşündüm.
Hannah'a yapılanlar çığ gibi büyüdü ve büyüdü... Kimse onu duymadı.Kimse ona yardım etmedi.
Bu kitap öyle hızlı hızlı okunacak bir kitap değil.Okurken biran duruyorsunuz,bazı yerlerde kitabı kapatıp boş boş bakmaya başlıyorsunuz.Bazen hüzünleniyorsunuz,bazen sinirleniyorsunuz..

Jay Asher'ın ilk kitabı olmasına rağmen hiç acemilik hissetmedim.Üslubu iyiydi ve akıcı bir anlatıma sahipti.Elime aldığımda ne olduğunu anlamadan 10-15 sayfa okudum.Reading slump dönemi için birebir bir kitap.Tam o döneme girerken yardımıma yetişti.

 Mutlaka okuyun,okutturun. Puanım 5/5

Artemis Yayınlarına böyle güzel bir kitabı Türk okuyucularıyla buluşturdukları ve tasarımlarıyla kitabı daha güzel hale getirdikleri için çok teşekkür ediyorum.





Tur Takvimi

22 Haziran     http://kitaptanblog.blogspot.com.tr/ | Kitap Yorumu-Ön Okuma

23 Haziran     http://siyahsimsiyahbook.blogspot.com.tr/ | Kitap Yorumu-
Alıntılar

24 Haziran     http://surrealistimsiokuyucu.blogspot.com.tr/ |Kitap Yorumu-Yazar Tanıtımı

25 Haziran     http://kitapliidunyam.blogspot.com.tr/ |Kitap Yorumu-Film Olsa Kimler Oynardı?

26 Haziran     http://fangirlunguncesi.blogspot.com.tr/ |Kitap Yorumu-Yurt Dışı Kapakları

27 Haziran     http://okuyanvampir.blogspot.com.tr/ |Kitap Yorumu-Okumak İçin 13 Sebep


12 Haziran 2015 Cuma

Fantastik Kitaplarda ki Klişeler

Not:İlk önce şunu söylemek isterim ki bu düşüncelerim genel değildir.Tamamen kendi yazdığım,kendi okuduğum kitaplar üzerinde fikirler yürüttüğüm bir yazıdır.
Yani yazdıklarım her kitap için geçerli değildir.

Evet klişeler,klişeler... Her kitapta aynı olan,artık okumaktan sıkıldığımız olaylar olur.Özgünlük ararız ama bulmak oldukça zor.En sevdiğim ve en çok okuduğum tür olan fantastik kitaplarda yaratıcılık oldukça azaldı.Bende fantastik kitaplardaki klişeleri belirledim.İşte bunlar ;

1-1 Kız 2 Erkek
Baş kızımız 2 erkek arasında kalır ve bu erkeklerden biri iyi huylu iken diğeri kötü huyludur.

2-İnkar Sorunsalı
Esas kızımız fantastik bir varlıktır ve bu ona söylendiğinde tüm gücüyle inkar sürecine girer.Duyabileceğiniz ilk şey sesli bir kahkahanın ardından "Kameralar nerde?" sorusu olur.

3-Sır Küpü
Esas kızımız fantastik güçlerinin farkına varır ama bundan kimseye bahsetmez.Sır olarak saklar ve bu güçlerin kaybolmasını bekler ama eninde sonunda biri öğrenir.

4-Bizden Biri
Baş kahraman hep monoton bir hayat yaşayan sıradan bir genç olur.

5-"Oha sen miydin?"
Romandaki kötü kişi genelde çok tanıdık biri çıkar.

Eğer beğenilirse devam edebilirim :)

8 Haziran 2015 Pazartesi

Mimlenmişim *-*

           Eda beni yine mimlemiş.

O da olmasa.. Onun cevaplarına buradan  bakabilirsiniz.


1-Klişe bir soruyla başlayalım:Film mi? Kitap mı?
Tabi ki kitap.Cevabımı en iyi anlatacak alıntıyı ekliyorum.
"Bu arada, kitapları filmlerden daha çok severim. Filmler size neyi düşüneceğinizi anlatırlar. İyi bir kitap ise bazı şeyleri hayal gücünüze bırakır. Filmler size pembe renkli evi gösterirler. İyi bir kitap, pembe bir ev olduğunu anlatır ve detayları sizin boyamanıza, hatta belki çatı modelini seçmenize ve kendi arabanızı o evin önüne park etmenize olanak tanır. Hayal gücüm daima, bir filmin gösterebileceklerinin ötesine geçmiştir"

2-Ne tür kitapları tercih edersin?
Fantastik ve distopya en sevdiklerim.Ama klasikleri de çok severim.

3-Bir yazar olsan kim olmak isterdin?
Ay bilemedim ki şimdi.Sanırım hiç bir kitabını okumamama rağmen Cassandra Clare olmak isterdim.Niye? İnanın bilmiyorum.

4- Bir kitap yazmaya karar versen aklına gelen ilk konu hangi türe gelirdi?
Muhtemelen fantastik bir kitap yazardım.İlham kaynağımda Alacakaranlık olurdu.

5- Çok başarılı bir kitap yazdın. Film mi yoksa dizi mi olmasını isterdin ya da kitap olarak kalmasını mı tercih ederdin?
Film olmasını isterdim.Oyuncularıyla,imdb puanıyla herşeyiyle harika bir film olmasını tercih ederdim.

6- Issız bir adada yanına yol arkadaşı olarak seçeceğin kitap karakteri kim olurdu?
Edward Cullen tabi ki.O hayvanları öldürür bende pişirir yerim.Harika bir takım olurduk.Tabi adada hayvan varsa.

7- Hayatın boyunca sadece tek bir yazarın kitaplarını okuma şansın olsa bu kim olurdu?
Stephenie Meyer derdim ama çok az kitabı var.Bu yüzden Jennifer L. Armentrout diyorum.

8- İki yazar beraber bir kitap yazsa harika olur dediğin iki yazar düşün. Kim onlar?
Stephenie ve Jennifer.Aklıma ilk gelenler

9- Sonunu değiştirmeyi en çok istediğin kitap?
Alaycı Kuş

10- Önermekten sıkılmadığın, ''Dünya okusun!'' dediğin bir kitap sorsam?
Okumadığım halde Çalıkuşu diyorum.Muhtemelen şuan okuyo olurdum tabi 36 lira olmasaydı.

11- Eyvah! Bir kitabın içine hapsoldun, hem de ana karakter olarak. Hangi kitap olsa ''Beni burada bırakın.'' derdin?
Bella Swan.Alacakaranlık 

Bende Kitap İklimi    Romantik Optik  Bi'Kitap  ve Kronik Okur'u mimliyorum :)

7 Haziran 2015 Pazar

O mu? Bu mu? /TAG

MİMLENMİŞİM!!

Canım Edacığım beni O mu Bu mu? tagine mimlemiş.Çok çok teşekkürler.Beni hep mimleyin ben yaparım yani asdsadd

 İnce mi? Kalın mı?
Orta.450 tam ideal sanırım.

Artemis mi? Ephesus mu?
Artemis

Dizi mi?Film mi?
Dizi sanırım 

Yeşil mi? Mavi mi?
Mavi

Lydia mı?Allison mu?
Lydia

Matematik mi?Türkçe mi?
Tabiki Türkçe

Labirent Serisi mi?Lux Serisi mi?
Ben ikisini de okumadım bu yüzden bilemiyorum :/ Birini alacak olsam ilk önce Labirenti alırım.

Aynı Yıldızın Altında mı?Siyah Damar mı?
Siyah Damar'ı okumadım.O yüzden AYA.

Fantastik mi?Bilim Kurgu mu?
Fantastiiiiiik

Aşk mı?Dram mı?
İkisinden de karışık olsa olmaz mı :D

John Green mi?Brandon Sanderson mı?
Brandon Sanderson okumadım.Ama okursam daha çok seveceğimi düşünüyorum.

Midnight Sun-Geceyarısı Güneşi (Alacakaranlık 1.5)

 



Kaç gündür kafayı şu kitapla bozdum.Rüyama bile girdi o kadar.
Midnight Sun Türkçesiyle Geceyarısı Güneşi..Twilight Serisinin 1.5 novella kitabı.İlk kitabın Edward ağzından yazılmış versiyonu.Stephenie Meyer daha yazarken 12 bölümü internete sızmış ve o da bu olay üzerine yazmayı bırakmış.Kendi ifadesine göre yazmaya devam ederse orjinal hikayeyi bozar ve James kazanırmış.Ve taa 2008 de ki röportajda 2-3 sene sonra yazmaya devam edeceğini belirtmiş.Ancak aradan 7 sene geçti ses seda yok..



İnternette 12 bölümü bulabilirsiniz.Toplam 196 sayfa.Ama bu sayfaların ne ara bittiğini anlayamıyorsunuz bile.Özellikle serinin hayranıysanız.Bugün bu yazım yarım kalmış bir kitabın yorumu olacak.Dediğim gibi kitap Edward'ın ağzından anlatılıyor.Serinin kitaplarını okuyup,filmlerini seyrederken hep Cullen ailesinin düşüncelerini merak etmiştim.Bu kitapta Edward'ın düşünce okuma gücü sayesinde bunları öğreniyoruz.






Alacakaranlık Serisi okuduğum ilk roman.Okuduğum ilk fantastik roman.Haliyle sevgim büyük.Kitabını 10dan fazla okumuş,filmini 20den fazla seyretmişimdir.Replikleri ezbere bilirim.Midnight Sun okurken öyle keyif aldım ki.Herkesi,her şeyi özlemişim.Alacakaranlığı tekrar okuyormuş gibi görünse de kesinlikle sıkılmadım.Aksine Edward'ın düşüncelerini bilmek harikaydı.Bazı sahneler değiştirilmiş.Mesela Bella'nın Edward'ın vampir olduğunu öğrendiği sahne..
Akıcıydı,eğlenceliydi.Eğer serinin hayranıysanız mutlaka okuyun.Ama maalesef yarım kaldı yani özellikle çok merak ettiğim son sahneleri okuyamadım.Eğer sizde benim gibiyseniz tüm gecenizi Meyer'a mail atmakla geçirebilirsiniz. İnşallah bir gün tamamlanır ve basılır da bende tam yorumumu blogta yayınlarım.

3 Haziran 2015 Çarşamba

Yürüyen Ölüler İsyan-YORUM


Zombi vebası, yaşayanlarla ölüleri birbirlerine karşı bir savaşa sokarak Atlanta'nın banliyölerine ansızın korku salmaya başlamıştı. Toplu bir göçün ortasında kalan Lilly Caul, derme çatma kamplar ve yıkık dökük barınaklarda hayatta kalmaya çalışıyordu. Ama ısırganların sayısı günden güne artıyordu. Onların vahşiliğini, ete susamışlığını her an yakasında hisseden ve korkuyla taş kesilen Lilly, bir zamanlar Woodbury olarak bilinen, duvarlarla çevrili bir kasabaya sığınarak merhametli insanların eline bıraktı kendini.

Başta Woodbury mükemmel bir sığınak gibi görünüyordu. Orayı işgal edenler, hizmet karşılığında yiyecek veriyorlardı. İnsanların başlarını sokacakları bir evleri vardı. Hem barikat da günden güne genişliyor, güçleniyordu. En iyi yanıysa, kendini lider ilan etmiş, Philip Blake adındaki gizemli bir adam, herkesi hizaya sokuyordu. Ama Lilly, her şeyin göründüğü gibi olmadığından şüphelenmeye başladı... Son zamanlarda kendine Vali demeye başlayan Blake'in kanun ve düzenle ilgili tuhaf fikirleri vardı.

Sonunda bir grup isyancıyla birlikte Lilly, Vali'nin saltanatına meydan okuyarak kargaşa ve felakete sebep olacak Pandora'nın Kutusu'nu açtı...

Merhaba ^.^ Nasılsınız? Ben çok iyiyim çünkü benim için okul bitmiş durumda.Bugünden itibaren gitmeyeceğim.Bir yandan da Takdir'i 0.82 ile kaçırıyorum -_- Okulda dersler boş olunca bende kitap okuyorum.Ve bugünde Yürüyen Ölüler İsyan'ı bitirdim.Yürüyen Ölüler Serisinin 2.kitabı oluyor.

Kitabın ilk yarısı 1.kitaptan farklı bir konu içeriyor.Baş karakterimiz Lilly.Ortalardan sonra 1.kitapla birleşiyor.1.kitaptaki karakterlerimiz ortaya çıkıyor.Baş karakter konusunda sıkıntı yaşamadım.Güçlü olmaya çalışan bir kadın karakter var karşımızda.

İlk kitapla karşılaştırırsak daha sönük kaldığını söyleyebilirim.Aksiyon azdı.Mekan çeşitliliği yoktu.Bu kitapta daha çok psikoloji ön plandaydı.Arada zombiler bi geliyo bi gidiyo.

Sıkıldığım yerler oldu.Günlük hayatlarını okumak(özellikle uzun betimlemelerle)beni sıktı.Ama akıcılığından bir şey kaybetmemiş.Hem akıcı hemde 1.sınıf puntosunda yazıları var.

Kısacası ilk kitaptan sonra hayalkırıklığı ama yine de kötü değil.Ancak 2.kitapta karakterleri daha çok sevdim.Lilly,Josh,Megan,Scott ve Bob.Bu karakterler ön planda olanlar.Birde arkada olan ama daha önemli karakterler var.Vali ve Martinez gibi..



Peki benim en sevdiğim karakter kim?Tabiki Martinez(gözlerinden kalp fışkırtan emoji)
Okurken aklıma hep Luke Mitchell geldi.Onda da katı ama kalbi temiz bir tip var.Arkadaşlar bu adam evli dağılın.

Yalnız okurken uyarayım.Ne zaman hangi karakterin öleceğini tahmin edemiyorsunuz.Bir baktınız en sevdiğiniz karakter ölüvermiş.

Birde basım ve tasarım hakkında konuşmak istiyorum.Çeviri de bir sıkıntı görmedim.Hanife Kılıç'ı kutlarım.





Ancak adında ve kapağında sıkıntı var.Kitabın orjinal adı "The Road to Woodbury" yani çevirisi Woodbury'e Giden Yol olabilir.Kitabın adında da geçen İsyan o kadar  küçük bir bölümü kapsıyor ki çok gereksiz bir ad olmuş.Ve bir de kapak.Kapağında The Walking Dead dizisinden 2.sezon fotoğrafı kullanılmış.Benim için hava hoş.Çünkü diziye bayılıyorum ancak kitapla alakası sıfır.Keşke orjinal kapak kullanılsaydı.




Puanım 3/5