8 Aralık 2015 Salı

6.KMBT||Kıyıya Vuran Deniz Kabukları/Hannah Richell-YORUM+ALINTILAR

Hepinize merhaba! Uzun bir süredir pek buralara uğramıyorum.Malum okul ve dersler..Bu hafta sınavlar başlıyor.Kendimi çok eksik hissediyorum :(
Kend dertlerimle sizi boğmaya başlamadan önce konuya geçeyim.Kitap Melezleri olark 6.Tur kitabımız Hannah Rıchell'den Kıyıya Vuran Deniz Kabukları!

Kitap Adı:Kıyıya Vuran Deniz Kabukları
Orjinal Adı:Secrets Of The Tides
Yazarı:Hannah Richell
Yayınevi:Orkinos Yayınları
Goodreads Puanı:3.77

Kalbiniz affetse bile ruhunuz ihaneti unutup yeniden sevmeyi öğrenebilir mi?

Dorset sahilini dalgalarıyla döven fırtınalı bir deniz… Kayaların tepesinde gün ışığında beyaz duvarlarıyla adeta inci gibi parlayan bir çiftlik evi…Clifftops.

Burası Dora'nın bir zamanlar evim dediği yerdir. Şimdi ise Dora sevdiği adamla Londra'da yaşamaktadır ve içinde yeni bir hayat büyümektedir. Ancak on bir sene önce yaşadığı o korkunç olaydan bu yana kendini bir türlü toparlayamıyordur. Dahası kendini bir anne adayı olarak yeterli görmemektedir. 

Daha fazla bu şekilde yaşayamayacağını anlayan Dora, geçmişiyle yüzleşmek için çocukluğunun geçtiği o eve döner. İstediği cevapları annesinden öğrenecektir. Fakat döndüğünde hiçbir şeyin eski masumluğunu korumadığını görecektir. Çünkü her ailede sırlar vardır ve bazıları sonsuza kadar saklanmalıdır…

Kıyıya Vuran Deniz Kabukları, ihanet ve yalanlarla parçalanan bir ailenin umuda tutunuşunu anlatan muhteşem bir roman.

Kitap elime ilk ulaştığında gerek 600 sayfa olmasında gerek konusundan beni pek kendine çekmemişti ancak okumaya başladıktan sonra kitap beni kendine bağladı.Dora genç ve güzel bir kadındır ve hamile olduğunu öğrenir ancak geçmişten gelen korkuları vardır.Ve artık geçmişle yüzleşmek zorundadır.Bu geçmiş ihanetle sırlarla yalanlarla parçalanan bir aileye çıkıyordur.
Sizi etkisinde bırakacak bir roman.600 sayfa olması korkutmasın çünkü akıcı ve büyük puntolara sahip bir kitap.Bu aileyi parçalayan olay ne derseniz?Onu okuyup öğrenin heyecanı kaçmasın ;)

Bana biraz Sarah Jio romanlarını hatırlattı.Bir geçmişe bir şu ana dönmesi ve olayları her aile bireyinin ağzından okumak objektif olmayı ve konuyu daha iyi kavramayı sağlıyor.
Yazarın ilk kitabı olmasına rağmen ben çok başarılı buldum.Akıcı,sizi etkisinde bırakan ve elinizdeki değerleri sorgulamaya itecek bir kitap.

Kitabın başlarında Helen'i çok sevmiştim.Kendime yakın hissetmiştim.Ama ortalara doğru nefret ettirdi kendinden.Hele Cassie...Bencil ve kendini beğenmiş bir kız...
Bu ikisi yüzünden oldu her şey ama benim zavallı Richard ve Dora'ma oldu olan.
Cassie'nin konuştuğu bir bölümde sayfayı yırtıp atmak istedim öyle nefret ediyorum.Ama kitabıma kıyamadım.

Sonu beni şaşırttı açıkçası.Eğer benim düşündüğüm şey olsaydı biraz klişe olabilirdi bu son daha gerçekçi olmuş.

Duygularımı nasıl ifade edeceğimi şaşırdım.Bu kitap sizi duygulandıracak belki ağlatacak.Okuduğunuza değecek ve etkisinden çıkamayacaksınız.

Bize sponsor oldukları için Orkinos Yayınları'na çok teşekkür ederim.Hannah Richell'in Gölgede ki Yıl kitabına da bakmayı düşünüyorum.Çünkü yazarın anlatımın tarzından memnun kaldım.
"Hadi uyu"diye mırıldandı Dan."Geceleri her şey daha kötü görünür."

"O gün, sahilde,sanki Pandora'nın kutusunu açtım ve yaşamlarımıza bir dünya dolusu acının girmesine sebep oldum."

"Hiç bir şey sonsuza dek aynı kalmaz."

"Korkarım ki hayatta hiçbir şeyin garantisi yok.Bunu söylemek bana acı veriyor ama hayatın seni tekrar üzmeyeceğine dair söz veremem.Ama bana cevap ver Dora,ne yapalım,incinmekten korktuğumuz için denemeyi bırakalım mı?Evet,hayat her zaman beklediğimiz gibi devam etmiyor.Evet,bizi incitebiliyor.Bizi adeta yıkıyor,ama iyileşebildiğimizi biliyorum artık.Güçlenebiliriz.En beklenmedik yerlerden mutluluğu bulabiliriz...En beklenmedik insanlarla."

"Korku içinde yaşanmış bir hayat,yarım yaşanmıştır."

"Eğer şu son on yıldır bir şey öğrendiyse,o da hayatın beklenmedik sapmalar ve dönüşlerle dolu olduğuydu,iyi veya kötü."

4 Aralık 2015 Cuma

Tatlı Şeytan-YORUM

Merhaba! Nasılsınız? Ben yorgun ve üşümüş bir şekilde bilgisayarın başına oturdum.Yorumlar birikiyor korkusuyla hemen başladım yorum yazmaya.

Zevk, Günahın Tuzağıdır… On altı yaşındaki, lise öğrencisi Anna Whitt yaşıtlarından biraz farklı bir genç kızdır. Anna, renkler vasıtasıyla insanların duygularını görür, hatta isterse hisseder. Kilometrelerce ötedeki sesleri duyar, kokuları alır. Anna, farklı olduğunu bilir ama "ne" olduğuna dair en ufak bir fikri yoktur. Ta ki gizemli yakışıklı Kaidan Rowe ile tanışana dek. Kaidan, onun da kendisi gibi, iblis soyundan gelen bir Nefil olduğunu açıklayınca Anna'nın önünde karanlık bir dünyanın kapıları aralanır. Kaidan'ın büyüsüne kapılıp bu dünyaya adımını attığında artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır. Hayatı boyunca "iyi bir kız" olan Anna, ya diğer Nefiller gibi iblislere boyun eğip kötülüğe hizmet edecek ya da kaderini baştan yazacaktır…

Sayfa Sayısı: 536
Yayınevi: GO!
Yazarı:Wendy Hıggıns


Sınav haftama böyle güzel bir kitap denk geldiği için mutluyum.Tam kafa dağıtmalık,yormadan sizi başka dünyalara götüren bir kitap.Uzun süredir kitaplığımda okunmayı bekliyordu.Nerden,ne zaman aldım hiç bir fikrim yok.ma iyi ki almışım diyebiliyorum.

Anna,insanların duygularını(aurasını) görebiliyor.Ayrıca 5 duyu organını insanüstü bir şekilde kullanabiliyor.Ancak ne olduğu hakkında bir fikri yok.Bir gün bir partide Kaidan Rowe isimli çok muhteşem bir arkadaşımızla tanışıyor ve tabi ki hikaye oradan sonra başlıyor.Çünkü Kaidan aradığı cevapların ta kendisi..

Okumadan önce özel güçlere sahip bir kaç insanı konu alıyor sanmıştım ama bir okumaya başladım.Melekler,nefiller,dükler.... Bambaşka bir dünya karşıladı beni.Kitapların güzel yanı da bu değil mi?

Çok akıcı bir kitap.Sınav haftamda bir oturuşta 200 sayfa okumayı becerdiysem bu kitap hem akıcı hem etkileyicidir arkadaş.Anna'yı sevdim.Böyle tatlış biraz saf ama iyi kalpli bir genç kızımız.Kaidan'sa mükemmel derecede muhteşem  "kötü çocuk".Böyle bir asil,bir "senden uzak duramıyorum ama durmalıyım" tavırları.Birden Edward Cullen aklıma geldi neren geldiyse.Onlarında sonu belli gerçi ;)
Yardımcı karakterler de bir o kadar güzel.Jay,Blake,Kope,Marna,Ginger..Kızları pek sevemedim özellikle Ginger'ı

Okuduğum 2. melek konulu kitap olabilir.İlki Fısıltıydı.Of o serininde devamını getiremedim bir türlü.Bak hüzünlendim şimdi.Sadece bir tane melek kitabı okumama rağmen Tatlı Şeytan'da melek kavramının farklı işlendiğini anladım.Bu güzel bir deneyimdi.Ama ben kanat görmek isterdim.Kanat severim.

Bazen olaylar çok hızlı gelişiyormuş gibi geldi.Anna'nın gerçek benliğini kabullenişi veya kitaptaki ilişkiler biraz hızlı olmadı mı? Ya da bana öyle geldi.

Sonu hemen 2.kitabı okumaya itti beni.Ertesi gün Tatlı Tehlike'yi almaya gittim.Ve bu satırları yazarken Tatlı Tehlike'nin yarısında olduğumu belirteyim.

Kapağı hiç beğenmedim yalnız.Kapaktaki mankenler hiç hayalimdeki gibi değil.(Ne zaman oldu ki zaten?)    Kapaktaki kızında kapağı hazırlayanın yeğeni olduğunu iddia ediyorum.

Uzun lafın kısası tavsiye ederim :)

20 Ekim 2015 Salı

5.KMBT||Karanlıkta/Laura Kaye-YORUM+ALINTILAR

5.Kitap Melezleri ile Blog Turundan herkese merhaba! Tur kitabımız Laura Kaye'in Karanlıkta kitabıydı.Fazla uzatmadan hemen konusuna geçiyorum.
 Kitap Adı:Karanlıkta
Orjinal Adı:Hearts in Darkness
Yazarı:Laura Kaye
Yayınevi:Novella Yayınları
Seri Adı:Hearts in Darkness
Seri Sıralaması:1/2

Karanlıkta neyle karşılaşacağınızı asla bilemezsiniz...

İki Yabancı
Makenna James daha kötü bir gün geçiremeyeceğini düşünüyordur; ta ki zifiri karanlık bir asansörde bir yabancıyla mahsur kalana dek. İnce çizgili tayyörünün içinde salınan şık muhasebecinin telefonu çalınca dikkati dağılır ve asansördeki adamda gözüne çarpan tek şey, elinin üstündeki ejderha dövmesidir.

Dört Saat
Kızıl saçlı bir kadın telaşla asansöre binip çantasında telefonunu aramaya başlayınca Caden Grayson keyiflenir. Birden elektrik kesildiğindeyse bu keyif yerini paniğe bırakır. Pirsinglerine, dövmelerine ve korkunç görünümlü yarasına rağmen karanlıktan ve dar alanlardan çok korkmaktadır. Şimdiyse en kötü kâbusunun içinde hapsolmuştur.

Zifiri Karanlık Bir Asansör
Şimdi Makenna ve Caden'ın korkuyla baş edebilmek için birbirlerine yardım etmeleri gerekmektedir. Dış görünüşe dayalı önyargıları olmayınca ne kadar çok ortak noktaları olduğunu fark ederler. Ortamı ısıtan karanlıkta aralarındaki çekim giderek büyür ve havada kıvılcımlar uçuşmaya başlar. Peki ama ışıklar tekrar yandığında da aynı şekilde hissedecekler midir?

"Laura Kaye yoğun bir duygusal atmosfer, tutkulu bir çekim ve eğlenceli diyaloglarla ilgi çekici bir okuma sunuyor. Tek kelimeyle muhteşem, şiddetle tavsiye ediyoruz."
-Manic Reviews-

"Karanlıkta, birbirinden çekici karakterleriyle çok romantik ve şehvetli. Bu kitabı çabucak bitireceksiniz ama kesinlikle tadı damağınızda kalacak."
-Book Wenches-

"Uzun zamandır böyle etkileyici, duygusal ve kahramanların psikolojik altyapısını başarıyla veren bir aşk hikâyesi okumamıştım. Bu kitap beni diğer Laura Kaye kitapları için sabırsızlandırıyor."
-One Good Book Deserves Another-
160 sayfalık bu kısacık hikaye bir asansörde başlıyor.Makenna berbat bir günün ardından bir de asansörde mahsur kalıyor ama yalnız değil.Saatler boyunca mahsur kaldıkları bu asansörde isminin Caden olduğunu öğrendiği adamla yakınlaşmaya başlıyor.Peki,bu özel çekim ışıklar yandığında da devam edecek mi?

Kapaktan başlamak istiyorum.Kapakta dövmeleriyle Caden'ı ve Makenna'yı görüyoruz.En az orjinal kapağı kadar güzel.Ayrıca iç tasarımında da özen gösterilmiş.

Caden'ın klostrofobi yani kapalı alanlarda kalma korkusu var.Makenna onu sakinleştirmek için birbirlerine soru sormaya başlıyorlar.Aralarındaki bu özel çekimde böyle başlıyor.

Kitapta ki en sevdiğim olay aralarındaki aşkın dış güzelliğe değil iç güzelliğe bağlı olmasıydı.Çünkü Makenna asansöre bindiği anda elektrikler kesiliyor ve birbirlerinin yüzünü dahi göremeyecek kadar zifiri karanlığa hapsoluyorlar.Aşkın birbirlerini görmeden tanıyarak doğması hoşuma gitti.

Caden gizemli ve çekici bir adam.Pircingleri ve dövmeleriyle kaplanmış o sert görüntüsünün ardında yardımsever ve yaralı bir adam yatıyor.Makenna ise merhametli ve çekici bir kadın.Yazarın akıcı ve samimi anlatımı kitabı daha da güzelleştiriyor.

Son olarak kitapta +18 sahnelerin bulunduğunu belirteyim.
Novella Yayınları'na çok teşekkür ederiz.

Kadınlar neden bu kadar çok çanta taşıyorlardı ki?
Caden yıpranmış yumuşak kot pantolonunun ceplerine sığmayan hiçbir şeyi taşımazdı.
(Burda kendimi gördüm.)


"Şirkette ki tek kadın benim."
"Ne iş yapıyorsun?"
"Acaba Yirmi Soru Yarışmasında mıyız?"

"Sen kaç yaşındasın?"
Makenna gülümsedi."Öyle olsun." Abartılı bir şekilde iç geçirdi."Yirmi beş yaşındayım."
"Daha bebek sayılırsın."
"Kes sesini yaşlı adam."
Caden bir kahkaha koparınca Makenna sırıttı.


1 Ekim 2015 Perşembe

Interstellar/Yıldızlararası-Film Yorumu


Blogta ilk kez detaylı film yorumu yapacağım.Bu iş en düzgün nasıl yapılır bilmiyorum ama bir şeyler yazacağım işte.

INTERSTELLAR-Yıldızlararası

Yönetmen:Christopher Nolan
Senaryo:Jonathan Nolan, Christopher Nolan
Tür:Macera,Bilim-kurgu
IMDB Puanı:8.5
Vizyon Tarihi:7 Kasım 2014(Türkiye)
Süre:169 dakika
Oyuncular:Matthew McConaughey,Anne Hathaway,Mackenzie Foy,Michael Caine,Jessica Chastain

Geçen akşam ne izleyeyim diye düşündüm ve filmi IMDB'nin top 250 listesinden seçmeye karar verdim.Interstellar listenin 29.sırasındaydı.Hakında hiç bir şey bilmeden açtım ve izlemeye başladım.

----------------
Film, Kip S. Thorne'nun evrende '" solucan deliklerinin " gerçekten var olduğu ve bu sayede zamanda yolculuğun mümkün olabileceği teorisinden ilham alınarak yaratılmıştır. 


Filmin hikayesi bir grup cesur kaşifin bu deliklerden birine gitmeye karar vermesi sonrasında gelişiyor. Bu bilinmeyen boyuta yapacakları yolculukta, birlikte kalabilmek için verdikleri mücadele her birini ayrı zorluklarla karşılaştırıyor.
----------------

Gelecekte Dünya yaşam için yetersiz bir yer haline gelmiştir.Oksijen giderek azalmakta,yiyecekler tükenmektedir.İnsanların tek umudu topraktan aldıkları besinlerdir Bu yüzden çiftçilik en revaçta olan meslektir.Bu çiftçiler arasında eski NASA pilotu mühendis Cooper'da vardır.NASA'dan Dünyayı kurtarması için bir teklif geldiğinde Cooper ailesini geride bırakarak bilinmeze doğru yola çıkar.

Fazlasıyla fizik içeren bu bilim-kurgu filmini kesinlikle izlemelisiniz.Fizik ve uzayla hiç ilgim olmamasına rağmen filmi hep merak içinde izledim.İlk başlarda kafam oldukça karışıktı.Çünkü konu hep uzay,gezegenler,diğer boyutlar,kara delik,solucan delikleri,uzay-zaman bükülmesi,yerçekimi kanunu gibi sayısız konular içeriyordu.Ve benim bu saydıklarımla uzaktan yakından alakam yok.Ancak zaman geçtikçe filme daha çok kapıldım.Konuyu kavramaya başladıkça her geçen dakika daha keyifli oldu.Sonunu merak içinde bekledim çünkü son dakikalara kadar hep bir bilinmezlik vardı.Bazı sahneler durgun geçip,bazı sahneler de sıkılsam da bence 3 saat çok akıcı bir şekilde ilerledi.İzleyeceklere bir uyarı olsun:Filmi boş zamanınız varken ve kafanız rahatken izleyin! Yoksa filmi anlamaktan çok "az önce ne izledim ben ya" gibi bir düşünceye kapılabilirsiniz.

Bu filmi izleyin ve ufkunuz açılsın...  Zaten filmin 1 Oscar ödülü ve 32 farklı ödül alması 93 ödül adaylığının bulunması ne kadar harika olduğunu bir cümlede anlatıyor.
Yarın vizyona girecek olan Marslı filminde Marstaki astronotu canlandıracak olan Matt Damon bu filmde de bir astronotu canlandırıyor.Sanırım adamın astronotlara zaafı var adsfddf

28 Eylül 2015 Pazartesi

Kubbe'nin Altında/Stephen King-YORUM



Kitabın Adı:Kubbe'nin Altında

Orjinal Adı:Under The Dome

Yazarı:Stephen King

Yayınevi:Altın Kitaplar

Sayfa Sayısı:1024






Under The Dome adlı diziyi duymuşsunuzdur.İşte dün bu dizinin kitabını bitirdim.Dizinin ilk 5 bölümünü falan izlemiştim.Sonra kitabı olduğunu öğrenip diziyi bıraktım.2014 Tüyap Kitap Fuarından aldım kitabı.Ancak kitaptan çok tuğlaya benzediği için gözüm korktu.Okuması 2015 yazına kaldı.


 119 Karayolu'nun aşağısında, Chester's Mill'de kıyamet kopmak üzere...

Güzel, güneşli bir günde küçük kasabanın dünyayla olan bütün bağlantısı görünmez bir güç tarafından kesilir. Uçaklar görünmez bir kalkana çarpar, şiddetli bir yağmur önüne geleni yıkıp yerle bir eder. Kubbe yavaş yavaş alçalırken bahçıvanın eli kopar. Arabalar infilak eder. Aileler birbirinden kaçar, herkes panik içindedir. Hiç kimse bu kalkanın nedenini, neden, ne zaman geldiğini ve ne zaman ortadan kalkacağını bilemez. Bir Irak savaşı gazisi ve acımasız bir politikacı Kubbe'nin altındaki gücü ele geçirmeye kararlıdır, ama onların asıl düşmanı Kubbe' dir, çünkü zaman gittikçe azalmaktadır.

Nereden başlasam bilemiyorum.O kadar çok bahsedilecek unsur var ki..
Kitabı aldınız,korkunuzu yendiniz,kitabın kapağını araladınız.Karşınıza direkt olarak bir kasaba haritası ve karakterler listesi çıkıyor.Bu liste 60 küsur karakterden oluşuyor.İçinize bir tedirginlik düştü.Yok be bu kadar karakter yoktur dediniz.Ama var.Listede ki karakterler bir bir karşınıza çıkıyor.Hemde en ince ayrıntısına kadar
En büyük korkum karakterleri unutmam ya da karıştırmamdı.Ama hiç bir karakteri unutmadım.Uzun süre adı geçmeyen karakterden bahsedildiğinde bile kim olduğunu çok net hatırladım.Bunun için kendimi övmek isterdim ama övgüler King abimize gidiyor.

Chester's Mill kasabasının dış dünyayla olan bağlantısı görünmez bir güç tarafından kesilir.Kasabaya giden tüm yollar bu güç tarafından kapanır.O an kasabanın içinde bulunan tüm insanlar kasabanın içende kalır.Herkes panik içindedir.Yiyecekler,su ve enerji gibi en önemli ihtiyaçlar yavaş yavaş tükenir.Bu kargaşa ortamında herkes kendine bir yol çizer.Bu yolun sonu belirsizdir.

1024 sayfa dedik ama görünüşüyle tam bir tezat içerisinde.Oldukça akıcı ve sürükleyici.İlk 200 sayfa Kubbenin inişi ve yarattığı sorunlara odaklanmış.Daha sonrası ise kubbenin içindeki yaşam,insan ilişkileri ve psikolojisi üzerine...

Bu Kubbe ortamı içerisinde her telden insan bulabilirsiniz.En kötüsünden en iyisine,en akıllısından en aptalına..Belki bir karakteri bile benimseyebilirsiniz.
Dale Barbara yani "Barbie" son anda bu Kubbe içinde sıkışan biri.Eski asker.Benim çok sevdiğim bir karakter oldu.
Julia Shumway ise en sevdiğim ve en güçlü kadın karakterler arasına rahatlıkla girer.Koca Jim'e bile kafa tuttuysa bu kadın sevilmez mi?
Peki kim bu KOCA Jim?
Okuduğunuz en sinir bozucu karakterlerden biri olabilir.Kubbe'den önce meclis üyesiyken Kubbe'nin içerisinde güç peşinde koşan ve imparatorluğa yükselen,gücü elinde tutmak için türlü entrikalara giren bir karakterdir.Birde bunun oğlu Junior var ki.Onun da babasından aşağı kalır bir yanı yok.

Kitapta baş karakter diyebileceğiniz biri yok.Bölüm bölüm her karakterin hayatına dahil oluyoruz.Bazen bu Julia'nın köpeği Horace bile olabiliyor.Hal böyle olunca 1 gün 100 sayfa da anlatılıyor.Kitap Kubbenin inişiyle başladı ve 1024 sayfa sonra Kubbenin inişinin üzerinden 1 hafta bile geçmemişti

Bunlar benim için hep olumsuz unsurlar.
*Çok fazla karakter olması
*1 günün 100 sayfada anlatılması
*Aksiyonun olmaması
*Tamamen insan ilişkilerine odaklanılması
*Bi ara Kubbenin tamamen unutulması

Ben kitaba başlamadan önce böyle olacağını tahmin ediyordum bu yüzden ön yargıyla başladım.Ama öyle bir ters köşe oldum ki.Bir oturuşta 300 sayfa okudum.Kitabın içinde kayboldum.Beklediğimden çok daha mükemmel çıktı.Eğer sizinde benim gibi ön yargılarınız varsa bu önyargıları yıkın ve şu kitaba bi şans verin.

Stephen King'in ilk okuduğum eseri Hayvan Mezarlığıydı.Ve açıkcası King'in biraz abartıldığını düşünmüştüm.Ama Kubbenin Altında'yı okurken hiç sıkılmamam yazara hayran olmamı sağladı.Diğer ktaplarını en kısa sürede okumak istiyorum *-*

Gelelim kitabın sonuna merak etmeyin spoiler yok! Kitap boyunca kafamı hep kubbe meselesine yordum.Aklımda tek bir teori vardı ve o da doğru çıktı.Ama doğru çıkmasını istemezdim.Kitabın sonu özellikle Kubbe meselesi beni hiç tatmin etmedi.Hani okuyorsunuz okuyorsunuz beklentileriniz oldukça yükseliyor ama beklediğinizi bulamıyorsunuz ya :(  Kubbe meselesine getirilen açıklama ve Julia'nın sonda yaptığı şey çok yetersiz geldi.Sanki Stephen King Kubbeyi koymuşta kaldırmayı becerememiş gibi..

Kitap bittikten sonra dizisine başlayayım dedim.Daha ilk 20 dakikada o kadar çok farklılık gördüm ki...
Barbie'nin kasabadan arabayla çıkmaya çalışması(ki oraya kitaptaki gibi arabalı sarışını koysalardı çok daha etkileyici olurdu.)
Kubbenin ses geçirmemesi
Tabiki kitabı birebir geçirecek halleri yok illa ki farklılıklar olacaktır.Ama sonra Rusty Everett'in Kubbe dışında kaldığını gördüm ve orda bayıldım sanırım.Kitaptaki en önemli ve en sevdiğim bir karakteri Kubbe dışında görünce ne olduğunu şaşırdım.ŞİMDİ KİM OTOPSİ YAPACAK?? Ki zaten  bu Rusty itfiayeci olmuş -_-




Biraz da gördüğüm kadarıyla dizide ki oyunculardan bahsetmek istiyorum.
Barbie karakterini canlandıran Mike Vogel karaktere biraz oturmuş biraz oturmamış.Ben okurken onu hep Jensen Ackles olarak canlandırmıştım.Bence role çok daha iyi uyardı.

Bu adam neden burda koca kafalar gibi çıkmış. o.0

Julia Shumway ise benim için bir süpriz oldu.Alacakaranlığın Victoria'sı Rachelle Lefevre karşıma Julia olarak çıktı.Role de çok yakışmış.


Barbie,Julia,Joe,Jim hatta koca göbekli ve kel olarak düşündüğüm ama hiç öyle çıkmayan Duke Perkins'e bile tamam ama Junior o role hiç olmuş mu?

Hayalimde ki Junior iri yarı,serseri tipli,etrafta bali çekmiş gibi dolaşan yaratık görünümlü biriydi.(demek ki baya nefret etmişim)

O düşüncelerden sonra karşıma Junior olarak bu bebek yüzlü oğlan çıkınca ben şok oldum tabi.Bu tiple o kadar işe bulaşıp nasıl pislik gibi görünecek bilemiyorum.

Diziye devam etmeyi düşünüyorum.Yalnız kitap bittikten sonra eksikliğini hissettim.Barbie'yi Julia'yı okumamak garip hissettirdi.

Br sonraki yazımda görüşürüz.

22 Eylül 2015 Salı

4.KMBT||Kutsal İnek/David Duchovny-YORUM+ALINTILAR




Herkese merhaba! Nasılsınız? Tatil bitior maalesef :( Resmen 1 aydan az kaldı.Daha dün gibi karne günü.Bu yazda öyle boş boş geçti.Tek yaptığım voleybola gitmek oldu.O kadar.
Tabi bu arada 3.Kitap Melezleri ile Blog Turu'nun kitabı olan Kutsal İneği okudum.Yorumu ve alıntılarıyla karşınızdayım :)




Hindistan'dan Türkiye'ye, İsrail'den Filistin'e kıtalararası bir macera!

X-Files ve Californication'ın yıldızı David Duchovny'den katıla katıla okunacak lezzetli bir hiciv,
iyimser bir sistem eleştirisi, bir doğal hayat manifestosu.

Siz, ben, biz, yabandaki hayvanlar, dizinizin dibindeki hayvanlar, tabağınızdaki hayvanlar, yanınızda duran kişi... Hepimiz biriz. Hepimiz kutsalız.

Bütün inek anneleri gibi aniden ortadan kaybolan annesinin özlemiyle yanıp tutuşurken, insan ırkının himayesindeki ineklerin başına gelenleri öğrenen Elsie, bir gece çiftlikten kaçar. Hindistan Operasyonu dediği kaçış projesinin hedefi makûs talihine dur demek, feleğin tekerine çomak sokmaktır. 
Bu özgürlükçü macerada Elsie'ye onunla aynı emelleri taşıyan bir domuz ve bir hindi yoldaşlık eder.

Güçlerini birleştiren hayvanlar ezber bozarak insanlığa nanik yapıyor!

"Hayvan Çiftliği'nden bu yana yazılmış en ilgi çekici hikâyelerden."
-Time Out-

"David Duchovny'nin cezbedici, cesur ve hazırcevap icadı Elsie Bovary, hiçbir okurun karşı koyamayacağı bir edebiyat festivalini garanti ediyor."
-Rafael Yglesias-
(Tanıtım Bülteninden)

Elsie,çiftliğinde hayatında mutlu bir halde yaşamaktadır.Yakın arkadaşı Mallory ile bir akşam boğaları ziyaret ederler.Mallory boğalarla eğlenirken,Elsie çiftçinin evine doğru çekildiğini hisseder.Hislerine karşı koyamaz ve evin camından baktığında televizyonu yani onun deyimiyle Kutu Tanrı'yı görür.Gördükleri hayata bakış açısını değiştirir ve ne olduğunu anlamadan yanında kendine Şalom diyen bir domuz ve adı Tom olan bir hindiyle çiftlikten kaçar.Türkiyeden İsraile,İsrailden Filistine ve ardından Hindistan'a macera dolu bir yolculuğa çıkarlar.
Tur kitabımız olarak okumadan önce kitaptan hiç haberim yoktu.Ancak okuduktan sonra iyi ki okumuşum dedim.Haberimin olmamasını yeni kitap olmasına bağlıyorum.İlk baskı Temmuz 2015'te yapılmış.

"Çoğu insan,ineklerin düşünemediğini zanneder.Selam.Durun,düzelteyim:çoğu insan ineklerin düşünemediğini ve duygularının olmadığını zanneder.A-lo.Ben bir ineğim;adım Elsie,hı-hı,biliyorum.Mö.Oldu mu? Ya...Düşünebiliyor,hissedebiliyor,espri yapabiliyoruz...Çoğumuz.Bana adını verdikleri büyük teyzem Elsie mesela,hiç anlamazdı espriden.Hiç.Sıfır diyorum.İnsanların yaptığı aptallıklarla ilgili esprilere bile gülmezdi.Hani vardır ya,iki insan bir bara girmiş..Ama durun,fazla vaktim olmayabilir.Oyalanmamam lazım."

Kitabımız böyle başlıyor.O kadar samimi bir giriş ki.Günlük tarzında yazıldığı için çok cana yakın bir dil kullanılmış.Dili okurken eğlenmemi ve sayfaların su gibi akıp gitmesine neden oldu.Zaten 155 sayfalık kısacık bir kitap.Aynı akşam başlayıp bitirdim.



İçinde böyle resimler,illüstrasyonlar var.Ben çok hoş buldum.Severim kitapların içindeki illüstrasyonları,not bölümlerini,açıklamaları...

Ayrıca günümüzdeki filmlere ve kitaplara da bol bol gönderme mevcut.Tabi ben çoğunu anlamadım.Cahilliğin sonu...

En sevdiğim sahnelerden biri Türkiye'ye iniş sahneleriydi.Ufacık yerde Turkey desinler heyecanlanan beni sırf Türkiye'den bahseden bir sayfayı okurken düşünün.Türkiye deki bölümlerin daha fazla olmasını isterdim tabi.

Yazarın eğlenceli,akıcı dili kitabı bana sevdiren önemli noktalardan oldu.Eğer 3.kişi ağzından yazılmış olsaydı belki bu kadar sevmeyebilirdim.Sanırım bir hayvan ağzından yazılmış olarak okuduğum ilk kitap oldu.İnek Elsie,Domuz Şalom ve hindi Tom çoğu yerde kişiselleştirilerek okuyucuya aktarılmış.Beni pek rahatsız etmedi açıkçası.Ayrıca komik diyologlar da vardı.Ben kitaplarda genellikle gülmem veya ağlamam.Ama Kutsal İnek'te beni gülümseten yerler mevcuttu.Hepsinin altını çizdim.Alıntılarda da paylaşacağım.Yazarın vermek istediği mesajı  başarılı bir şekilde veremediğini düşünüyorum.Buradan yarım puan kırdım.

Bir oturuşta bitebilecek,size eğlenceli zaman geçirtecek bir kitap.


"Masumiyet hoştur ama dünya bize daha fazlasını sunar ve sunulanı almamak hatadır.Ebediyen buzağı kalınamaz."

"Kaka işte.Kaka ile pırt.Ne?Rahatsız mı etti?Bana ne,senin derdin o büyük reis.Hepimiz kaka yaparız.Bol yaparız hem de.Ne var bunda?Kaka-kaka-kaka-pırt-zart-zurt-kakaloji-pırtizm,veaire."

"İnsanların kendilerine hayvan denmesinin ağır hakaret saydıklarını biliyorum.Şahsen hiçbir insana hayvan deme ayrıcalığını tanımam çünkü hayvanlar yaşamak için öldürebilirler ama asla öldürmek için yaşamazlar.İnsanlar,kendilerine yeniden hayvan denmesini hak etmek zorunda."

"Neden bir şeyin kıymetini en çok terk edeceğimiz anda fark ederiz?"

""Her yeri terk etmek zordur" dedi."Terk ettiğin yer berbat olsa bile zordur.""

"Kancık mı dedin ulan bana,Rin Tin Tin kılıklı?"

"Bir şeyi dışarıda tutmak,kendini içeri kapamak demektir.Tek duvarla bir değil,iki hapishane yaratılır."

April Yayıncılığa turumuzda bize sponsor oldukları için ve kitabın basımını ve tasarımını gerçekten özenerek yaptıkları için çok teşekkür ediyorum.Bir sonraki tur yazımda görüşmek üzere :)

21 Eylül 2015 Pazartesi

7 Erdem Tag

Yine bir İnstagram tag'i #yedierdemtag Ben bu tagları İnstagram hesabımda yapmıştım zaten ama blogta da bulunmasını istedim :)

1-Saflık:Okurken hakkında hiçbirşey bilmediğiniz ama çok beğendiğiniz bir kitap
🍃Küller


2-Ölçülülük:Hangi kitabı almamak için kendini zor tutuyorsun?
🍃Harry Potter'ın yeni baskıları


3-Hayırseverlik:Birine okuması için hediye edebilseydin hangi kitabı seçerdin?
🍃Ölmek İçin 13 Sebep


4-Çalışkanlık:Hangi yazarın kitaplarını alamk için çalışmayı seçebilirdin?
🍃Jennifer Armentrout


5-Bağışlama:Hangi yazarın kitapları kalbini parçalara bölmüş olsa da onu affettin?
Alexandra Bracken


6-Kibarlık:Tanıdığın en kibar kurgusal karakter?
Beni Seçten Maxon.

7-Alçakgönüllülük:Hangi kitaba alçak bir beklentiyle başladın ama beklentinin üstüne çıktı?
Karanlık Zihinler.

İnstagram da gördüğüm bir tag olduğu için blogta kimseyi etiketlemeyeceğim ama yapmak isteyen olursa etiketlediğimi varsayabilirler :)

20 Eylül 2015 Pazar

7 Ölümcül Günah Tag

Merhaba :) Nasılsınız?
Eğer mutluysanız 1 cümleyle tüm mutluluğunuzu bozabilirim.Okulların açılmasına 8 gün kaldı.Ne mutlu bir haber değil mi :) :) :) :)  
Ben konuya döneyim.İnstagram'da  #yediölümcülgünahtag isimli bir tag vardı.Beni kimse etiketlemedi.*CRY*
Ama ben tabi ki de yaptım.Blog'a yazı girmek istiyordum.Ne yazacağımı bulamadığım için bari tag'i blogta da yapayım dedim.Sorular...

Açgözlülük:En pahalı kitabınız hangisiydi ve ne kadardı?
Kubbenin Altında 32 liraydı. 


🍁Öfke:Hangi yazarla aranızda sevgi-nefret ilişkisi var?
Stephenie Meyerdan yazıcam diyip yazmadığı kitaplar için nefret ediyorum.Ama yazdığı kitaplara da bayılıyorum.


🍁Oburluk:Hangi kitabı hiç bıkmayıp tekrar tekrar okudun?
Alacakaranlık.Sıkıldıkça okuyorum. 


🍁Tembellik:Hangi kitabı okumayı tembelliğinden dolayı ihmal ettin?
Kan Ateşi 


🍁Gurur:Daha entellektüel gözükmek için okuduğunu övüne övüne söylediğin bir kitap hangisidir?

Herkes dizisini konuşurken kitabını okudum demek var😎 her ne kadar diziyle alakası olmasa da.. 


🍁Şehvet:Hoşlandığın cinsteki kurgusal karakterde en çok neyden etkilenirsin?
Zeki olmasından,laf sokmasından,esprili ve güçlü olmasından adının Liam soyadının Stewart olmasından... 


🍁Kıskançlık:Hangi kitabı hediye olarak almak isterdin?
Ben mi alıyorum bana mı alıyorlar? İnsanlara hediye olarak Ölmek İçin 13 Sebep'i almak isterdim.Kendime de Lola ve Komşu Çocuğu ya da Bayan Peregrine'nin hediye olarak gelmesini isterdim.


Şimdi bu İnstagram da gördüğüm bir tag olduğu için blog ta etiketleme yapmayacağım ama yapmak isteyen olursa etiketlediğimi varsayabilirler.

19 Eylül 2015 Cumartesi

Haftanın Önerileri #3


Herkese merhaba :) Haftanın Önerileri yazıma hepiniz hoş geldiniz. En son 2 hafta önce Haftanın Önerileri yazımı yazmışım.Bu 2 haftalık süreçte tatildeydim ve bilgisayardan uzaktım.Bundan sonra okul dönemi başladığı için her hafta yazabilir miyim daha doğrusu yazabilecek bir şeyler bulur muyum bilmiyorum.Neysen başlayalım artık.
Kitap Önerisi
Bu hafta ki kitap önerim Buz Kapanı.Böyle harika bir seri olamaz.Buz Kapanı Karanlık Zihinler Serisi'nin 2.kitabı.Bu yüzden daha seriye başlamayanlar için yorumu kısa tutup spoiler vermemeye özen gösteriyorum.Eğer hala Karanlık Zihinler'i okumadıysanız çok şey  kaçırıyorsunuz.Karanlık Zihinler yorumu için TIKLAYIN








Dizi Önerisi
The Tomorrow People benim geçen sene izlediğim bir diziydi.Konusunu hatırlıyorum ama kendim yazarsam iyice karıştırabilirim.Stephen Jameson, günümüz dünyası ile gelecek arasında köprü görevi gören bir gençtir. 1 yıl öncesine kadar ne olduğundan haberi yokken sesler duymaya ve rüyaları karışmaya başlar. Sonunda dayanamaz ve kafasındaki sesleri dinleyerek diğerlerini (John, Cara ve Russell), yani "Yarının İnsanları'nı" bulur. Ama yalnız değillerdir. Ultra adındaki grup da bu tarz özel insanların peşindedir ama onların zararlı türler olduklarını düşünmektedirler. Stephen'ın önünde 2 yol vardır: Ultra'ya yardım edip Yarının İnsanları'nın izole edilmesine yardım ederek çevresindekileri güvence altında tutmak ya da Yarının İnsanları'nın yanında yer alıp belirsiz, farklı bir hayata devam etmek. Ama onun asıl istediği geleceğe değil geçmişe doğru gidip babasının gizemli kayboluşunu çözmektir. Dizinin başrolü Robbie Amell, Arrow'un başrolü Stephen Amell'in kuzeni. Dizinin yapımcılarından biri de The Vampire Diaries'in yaratıcısı Julie Plec.Böyle fantastik olsun bilimkurgu olsun o diziye bayılırım.Önerileriniz varsa söyleyebilirsiniz tabiki.The Tomorrow People'ı gerçekten severek izliyordumAncak sadece 1 sezon sürdü.Neden devam edilmediğini hatırlamyorum ama keşke 2.sezon çekilseydi.Bu arada dizide John'u canlandıran Luke Mitchell'i de ayrı severim ;)

Film Önerisi

Beastly yani Türkçe adıyla Sevimsiz'i Salı günü izledim.2.ye izleyişim oldu.Konusu kısaca Güzel ve Çirkin hikayesinin günümüze uyarlanmış versiyonu.Her lisede mutlaka bütün kızların hayran olduğu, erkeklerin ise kıskandığı popüler çocuklar vardır. Şimdi karşımıza çıkan isim Kyle. 17 yaşındaki hovarda ve umursamaz Kyle, bu sefer gözüne sıradışı sınıf arkadaşı Kendra’yı kestirir. Çünkü bütün okul, onun bir çeşit büyücü olduğu dedikodularıyla çalkalanmaktadır. 
Kyle, Kendra’yı herkesin gözü önünde küçük düşürmenin fırsatını kollarken, genç kız bu şımarık oğlana küçük bir ders vermeye karar verir. Yaptığı büyü ile Kyle’ın yakışıklı fiziğini, iç karakteri gibi çirkin ve itici bir varlığa dönüştürür. Büyünün bozulması için Kyle’ın bir sene içide onu, bu haliyle bile gerçekten sevecek birini bulması gerekir. Yoksa ömür boyu bu lanetle yaşaması gerekecetir… İç güzelliğin dış güzellikten daha önemli olduğunu anlatan çok güzel bir filmdi.Bu filmi çok severim ve ne kadar izlesem de sıkılacağımı düşünmüyorum.Başrolündeki Alex Pettyfer'e de hayranım *-* Filmin kitabı da varmış.Onu da çok merak ediyorum.

Müzik Önerisi
Lana Del Rey'imin Noir şarkısına takılıp kaldım.Öyle sinirli bir sesi var ki bu şarkıyı daha muhteşem yapıyor.
Bir sonraki yazımda görüşürüz :)

17 Eylül 2015 Perşembe

Buz Kapanı/Alexandra Bracken-YORUM

Merhaba! Nasılsınız? 
Umarım iyisinizdir.Buz Kapanının yorumunu yazmak için bilgisayar başına oturdum ve İstanbulda k Sahaf Festivali olacağını öğrendim.Şuan yerimde duramıyorum.O kadar hyecanlıyım ki.Ama bir sorun var ben İstanbulda oturmuyorum.Ağlıcam :'( Moralimi iyice bozmadan hemen yoruma geçeyim.
*İlk kitap olan Karanlık Zihinleri okumayanlar için spoiler içerir*
Turuncu… lider… Roo… Herkes farklı bir şekilde sesleniyor bana. Oysa bir tek ben gerçekte ne olduğumu Biliyorum: bir canavar. Ve şimdi beni bekleyen zorlu bir görev var: Virüsün kaynağını açık eden çok gizli Bir bilgiye ulaşmak… Ve bu… bir zamanlar bana nefesim kadar yakın olan birinin ellerinde… Şimdi bir tercih yapmak zorundayım. Ya kalbimi özgür bırakacak ya da Karanlık zihinleri aydınlığa Kavuşturacağım… “Bu kitap, distopya okuyucuları için bir baş ucu kitabı olacaktır.” —School Library Journal

Öncelikle kapaktan ve adından bahsedeyim.Orjinal adı Never Fade ama Parodi Yayınları bu ismi tam olarak Türkçeye çeviremedikleri için Buz Kapanı olarak değiştirmişler.Açıkçası bende ismin tam karşılığını bulamadım ama Parodi Yayınları İnstagram hesaplarında Buz Kapanı'nın kitap için çok uygun bir isim olduğunu açıklamışlardı.Ben kitapla hiç bağdaştıramadım.
Kapağında sanırım Kutup yıldızı var.Bunun da anlamını çözemedim.Olaylarda hep bir kuzey ifadesi vardı.Ondan mı acaba?

"Bana beynim burnumdan akıyormuş gibi dehşetle baktı."

İlk kitap Ruby'nin Liam'ın beyninden kendini silmesi ile bitmişti.Ve gözyaşları ile kitabı kapamıştık.Buz Kapanı tam kaldığımız yerden Ruby'nin birliğe alışma süreci ile başlıyor.Kitaba yeni karakterler yeni mekanlar ve yeni olaylar ekleniyor.Ben kitabın başlarını okurken çok zorlandım.Çünkü ilk kitabı unutmuştum ve çok ara vererek okudum.Bir gün 20 sayfa okurken ertesi gün hiç okumadım ondan sonraki gün 100 sayfa okudum falan yani kitabın başlarını kendi ellerimle bölük pörçük ettim.E haliyle o kimdi en son ne olmuştu kim iyi kim kötü derken kafam iyice karıştı ve yaklaşık 200 sayfa boşa gitti.Zaten Chubs ve Liam olmadan kitap bana hep eksik geliyordu.

"Sen ve ben hiç tanışmamışız,öyle dedi.Ama tanışmış olmak zorundayız,zorundayız çünkü yüzünü tanıyorum.Sesini tanıyorum.Bu nasıl olabilir?"

Ne zamanki bu karakterler kitaba dahil oldu o zaman kitap güzelleşti.O andan itibaren 100-150 sayfa tek oturuşta okur hale geldim.Kitap başından sonuna kadar aksiyon ve heyecan içeriyor.Yalnız Alexandra Bracken'ın yazım tarzıyla ilgili bir şey beni rahatsız ediyor.Sorun bende mi bilmiyorum ama bazen kitabı okurken birden olaylardan kopabiliyorum.Kitabın sonuna kadar Jude'un kız mı erkek mi olduğunu anlayamadım.Hislerim erkek yönünde ama emin olamıyorum.Ya da bir şey işte ne olduğunu çözemedim ama okurken bazen geriye dönüp tekrar okuma htiyacı hissediyorum.

Neyse yeni karakterlerden bahsetmek istiyorum.Cole,Vida ve Jude.
Cole,Liam'ın abisi ilk kitapta da bahsi geçmişti.Çok sevdiğim bir karakter oldu.Bebeğim deyişi...
Vida başlarda gıcık bir tip gibi gelse de sonradan o hırçınlığı hoşunuza gitmeye başlıyor.
Jude yine tatlı bir karakterdi ama 15 yaşında olmasına rağmen niye 5 yaşındaymış gibi davrandığını anlamadım.
Vida ve Jude'u sevdim ama benim için olmasalar da olurlar bana Liam ve Chubs yeter *-*

Okurken bi ara tek istediğim Ruby'nin birliği bırakıp Liam ve Chubs'la yola devam etmesiydi.Anladım ki ilk kitabı özlemişim.

"Sana bakıyorum ve seviyorum seni."

Tek hayalkırıklığım  Liam&Ruby sahnelerinin az olması.Yazarın 3.kitapta bunu fazlasıyla bize vereceğini düşünüyorum :)

Sonu ilk kitap kadar olmasa da heyecanlı bitiyor.Hani bir serinin herhangi bir kitabını okurken serinin nasıl biteceğini tahmin edebilirsiniz ya.İşte bu seride olmuyor.Bu seri nasıl biter hiç bir fikrim yok.

Parodi Yayınlarının 3.kitap olan In The Afterlight'ı çabuk çevirmelerini umarak yazıma veda ediyorum.Bir sonraki yazımda görüşmek üzere :)